Ekonomi 2 okunma 3 dk okuma

Kira Artışında Yüzde 25 Sınırı Kalkıyor

2 1
Kira Artışında Yüzde 25 Sınırı Kalkıyor

Türkiye'de konut piyasasını yakından ilgilendiren ve milyonlarca vatandaşın gündeminde olan yüzde 25 kira artış sınırı uygulaması 1 Temmuz 2024 tarihi itibarıyla resmen sona eriyor. Haziran 2022'de geçici bir önlem olarak hayata geçirilen ve geçtiğimiz yıl süresi uzatılan bu düzenleme, yüksek enflasyon ortamında kiracıları korumayı hedefliyordu. Ancak yeni dönemle birlikte kira artış oranları, Türk Borçlar Kanunu'nun genel hükümlerine geri dönerek on iki aylık Tüketici Fiyat Endeksi (TÜFE) ortalamasına göre hesaplanacak.

Yeni Dönemde Kira Artış Oranı Nasıl Hesaplanacak

1 Temmuz'dan itibaren yenilenecek olan kira sözleşmelerinde artık yüzde 25'lik tavan fiyat uygulaması dikkate alınmayacak. Bu tarihten sonra yapılacak artışlarda, sözleşmenin yenilendiği ay açıklanan 12 aylık TÜFE ortalaması üst sınır olarak kabul edilecek. Örneğin, sözleşmesi Temmuz ayında yenilenecek bir kiracı için artış oranı, o ay açıklanan resmi enflasyon verilerine göre belirlenecek. Bu durum, mevcut enflasyon oranları göz önüne alındığında kira bedellerinde yüzde 25'in üzerinde artışların yaşanacağı anlamına geliyor.

Hukukçular ve ekonomi uzmanları, bu geçiş sürecinde dikkat edilmesi gereken en önemli noktanın sözleşme tarihi olduğunu vurguluyor. Eğer bir kira sözleşmesi 1 Temmuz öncesinde, örneğin 25 Haziran'da yenilenmişse, bu sözleşme için hala yüzde 25'lik sınır geçerli olacak ve bir yıl boyunca bu bedel üzerinden ödeme yapılacak. Ancak sözleşme yenileme tarihi 1 Temmuz ve sonrası olan tüm konut kiracıları, yeni yasal düzenlemeye tabi olacaklar.

Kira Tespit Davaları ve Beş Yıl Kuralı

Yüzde 25 sınırının kalkmasıyla birlikte ev sahipleri ve kiracılar arasındaki uyuşmazlıkların seyri de değişecek. Özellikle beş yılını doldurmuş kira sözleşmeleri için ev sahiplerinin "kira tespit davası" açma hakkı devam ediyor. Beş yılın altındaki sözleşmelerde ise kira artış oranı hiçbir şekilde 12 aylık TÜFE ortalamasını geçemeyecek. Ev sahiplerinin bu oranın üzerinde bir zam talep etmesi, mevcut yasalar çerçevesinde hala hukuki bir zemine sahip değil.

Kira bedelinin bölge ortalamasının çok altında kaldığını düşünen ev sahipleri, beş yıl dolduktan sonra mahkemeye başvurarak bedelin piyasa rayicine göre yeniden belirlenmesini isteyebilecek. Ancak bu davalarda mahkemeler, sadece piyasa fiyatlarına değil, kiracının eski kiracı olması sebebiyle uygulanan hakkaniyet indirimine de dikkat ederek karar veriyor. Bu süreçte arabuluculuk sistemi de zorunlu bir adım olarak kalmaya devam edecek.

Tahliye Süreçlerinde Dikkat Edilmesi Gerekenler

Sınırın kalkmasıyla birlikte tahliye taleplerinde bir artış olup olmayacağı da merak edilen konular arasında yer alıyor. Hukukçular, sadece kira artış oranındaki anlaşmazlık nedeniyle kiracının evden çıkarılmasının mümkün olmadığını hatırlatıyor. Bir kiracının tahliye edilebilmesi için kira borcunu ödememesi, ihtiyaç nedeniyle tahliye davası açılması veya on yıllık uzama süresinin dolması gibi kanunda açıkça belirtilen nedenlerin oluşması gerekiyor.

Özellikle son iki yılda ev sahiplerinin yüzde 25 sınırını aşmak için başvurduğu 'ihtiyaç nedeniyle tahliye' davalarında mahkemeler, ihtiyacın samimi olup olmadığını titizlikle inceliyor. Yeni dönemde kira bedellerinin enflasyon oranına yaklaşacak olması, ev sahiplerinin bu tür yollara başvurma motivasyonunu azaltabilir ancak kiracıların da yasal haklarını bilerek hareket etmesi büyük önem taşıyor.

Piyasa Dengeleri ve Sosyal Etkiler

Ekonomik açıdan bakıldığında, yüzde 25 sınırının kalkması konut arz ve talep dengesini etkileyebilir. Uzmanlar, sabitlenen kira artışları nedeniyle birçok ev sahibinin mülkünü kiraya vermekten kaçındığını veya çok yüksek başlangıç fiyatları talep ettiğini belirtiyordu. Artış oranlarının enflasyonla uyumlu hale gelmesinin, uzun vadede kiralık konut arzını artırabileceği ve fiyatlarda daha öngörülebilir bir denge kurabileceği öngörülüyor.

Sonuç olarak, 1 Temmuz itibarıyla başlayacak olan bu yeni dönem, hem ev sahipleri hem de kiracılar için daha şeffaf bir hesaplama yöntemi sunsa da, yüksek enflasyon nedeniyle kiracıların bütçeleri üzerinde ek bir baskı oluşturabilir. Bu süreçte tarafların karşılıklı anlaşma yoluna gitmesi ve uyuşmazlık durumunda mutlaka arabuluculuk mekanizmasını etkin bir şekilde kullanması, mahkemelerin iş yükünü azaltacağı gibi toplumsal huzurun korunmasına da katkı sağlayacaktır.